Yalova´nın Çiftlikköy ilçesinde yaşayan 117 yaşında iken Zeliha Barlas, yıllarca ördüğü rengarenk çorapları kendisini ziyarete gelenlere hediye etmişti. Koronavirüs sürecinde ziyaretçi kabul etmeyen Zeliha Nine, ördüğü 115 çift yün çorabı ise Mehmetçiğe göndermek istedi. Ayrıca Mehmetçiğe hitaben bir mektup yazdı. Oğlu Avar Dağıstanlı yazar Cafer Barlas da annesinin isteği ile mektubunu askeri yetkililere bildirdi. Zeliha Nine’nin yazdığı mektup, Milli Savunma Bakanlığı’nın Twitter hesabından yayınlandı. Daha sonra 1.Ordu Komutanlığı’nda görevli Albay Erkan Yasan beraberindeki heyet ile Zeliha Barlas’ı evinde gelerek, çorapları teslim aldı. Albay Yasan ve beraberindekiler, Zeliha Nine’ye ‘Ordu Millet El Ele’ yazılı Türk bayrağı hediye etmişti. Zeliha BARLAS’in ördüğü çoraplar ise Mehmetçiğe ulaştırılmıştı.
Zeliha Ebel ilerleyen yaşına rağmen evine ziyarete gelen konuklarıyla Maârul dilinde yaptığı içten ve samimi sohbetiyle herkesin sevgisini kazanmıştı.
Şeyh Şamil Dağıstan Bilgi ve Eğitim Derneği olarak merhumeye Allah’tan rahmet ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz. Zeliha Ebel’in ruhuna dua ediyoruz başımız sağ olsun. Allah’ım rahmetini bol bol ihsan eylesin ona. Onu cennetine buyur eylesin.
Zeliha Ebel 28 Şubat Pazartesi günü Yalova Sultaniye köyü mezarlığına defnedilecektir.
في حفل بهيج وتحت رعاية جمعية شامل الخيرية وبحضور الأهالي والمشايخ تم بحمد الله تعالى وتوفيقه وفضله افتتاح معهد الترتيل لتحفيظ القرآن الكريم وذلك ظهر يوم الأربعاء ٨ صفر ١٤٤٣ هـ الموافق ١٥ سيبتمبر ٢٠٢١م.
تقع المعهد في منطقة باشاك شهير بإسطنبول، و تتكون مرافق المعهد حاليا من خمسة فصول دراسية، وقاعة متعددة الأغراض، ومكتب إداري، وثلاث دورات مياه، ومستودع.
وتم افتتاح المعهد لاحتضان الجاليات القوقازية المسلمة في تركيا وإعداد الجيل المسلم الحامل لكتاب الله حفظا وفهما.
ومع افتتاح هذا الصرح القرآني فإننا لا نملك إلا أن نعبر عن سعادتنا وفرحتنا به من خلال قوله تعالى: ﴿قُلْ بِفَضْلِ اللَّهِ وَبِرَحْمَتِهِ فَبِذَلِكَ فَلْيَفْرَحُوا هُوَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ (58)﴾ سورة يونس.
سائلين الله تعالى أن يكون هذا العمل خالصا لوجهه الكريم.
يحيي شعوب داغستان في هذه الأيام ذكرى رحيل الـ ١٥٠ للمجاهد الكبير والقائد الديني والسياسي لشعوب القوقاز قاطبة، المعروف بـ “نسر القوقاز” و”أسد داغستان” الشيخ الإمام شامل الداغستاني رحمه الله.
الإمام شامل، الزعيم السياسي والديني لشعوب شمال القوقاز، ولد عام ١٧٩٧م في قرية غيمري بداغستان. تعلم العلوم الدينية مثل التفسير والحديث والفقه والأدب والتاريخ على يد علماء داغستان ذلك الوقت.
قرية غيمري – مسقط رأس الإمام شامل
الإمبراطورية الروسية تتوسع.. والقوقاز الصغير يقاوم
كان قدر البلدان الصغيرة المتناثرة على رؤوس الجبال في القوقاز أن تكون طريقًا لمطامع الإمبراطورية الروسية التي كانت تسعى لبسط نفوذها على المزيد من الدول، بعد أن أصبحت واحدة من الإمبراطوريات الكبرى في العالم في القرن التاسع عشر.
وداغستان هي جزء من منطقة القوقاز الشمالي التي تضم الشيشان وأنغوشيا وأوسيتيا وبلاد الشركس، وهي أكبر منطقة في القوقاز ومواجهة لروسيا مباشرة، وبالتالي فهي طريقهم للوصول إلى جنوب القوقاز ومنه إلى الهند لانتزاعها من المغول وبسط سيطرتها عليها. هذا هو المخطط الذي أحبطه الإمام شامل، وظل حجر عثرة في طريق تحقيقه طيلة ربع قرن، بعد أن خاض وبلاده الصغيرة حربًا مع دولة عظمى، لم تكن موازين القوى الاعتيادية لتسمح بها.
تحويل الأعداء إلى إخوة وتوحيد القرى المتصارِعة
عندما أعلنت روسيا حمايتها على جورجيا المجاورة لداغستان، بدأ الداغستانيون يقاومون الوجود الروسي، وكان أول من حمل لواء المقاومة هو: الإمام الغازي محمد، الذي ولد في نفس القرية، ثم انتقلت الراية من بعده إلى الإمام حمزة بك، قبل أن يؤول الأمر بعد مقتله إلى الإمام شامل الداغستاني عام 1834.
كانت المهمة الأصعب التي تنتظر الإمام هي توحيد القبائل والقوميات المختلفة؛ إذ إن هناك 30 قومية في هذه البقعة الصغيرة، وأكثر من 40 لغة تختلف كل منها عن الأخرى.
نجح الإمام في توحيد هذه القبائل في داغستان والشيشان، وأقام دولة مستقلة عرفت باسم «دولة إمامة القوقاز»، وكان هذا الإنجاز من أكثر ما يفخر به الإمام. حين قال له الجنرال بارياتنسكي، بعد أن أسره في آخر مواجهاته ضد الروس: «عبثًا كانت كل جهودك»، أجابه الإمام: «كلا لم تكن عبثًا، لقد جعل نضالي من أعداء كُثُرٍ إخوة، ووحد قرى كانت تتنازع فيما بينها، وأصبحت شعوب داغستان الكثيرة التي كانت تتعادى فيما بينها شعبًا داغستانيًا واحدًا، فهل هذا شيء قليل؟”.
الإمام يقع في الأسر.. يموت في المدينة ويدفن في البقيع
بعد سنوات من القتال والحملات والمعارك، حشدت القيادة القيصرية عام 1859، 200 ألف جندي، وهو ثلث الجيش القيصري آنذاك، وشنت هجومًا كبيرًا هُزمت على إثره الشيشان وداغستان. حوصر الإمام هو و500 شخص من أتباعه في ضواحي قرية غونيب، فتم أسره وإرساله إلى روسيا.
İsmi Türkiye’de ve birçok Müslüman ülkede sosyal hayatın her alanında yaşatılan, Çarlık Rusyası’na karşı verdiği mücadeleden dolayı Türkiye’de “Kafkas Kartalı” olarak bilinen Şeyh Şamil, vefatının 150. yılında anılıyor.
Kuzey Kafkasya halklarının siyasi ve dini önderi Şamil, Dağıstan’ın Gimri köyünde 1797’de dünyaya geldi. Dağıstan’da, o zamanın bilim adamlarından tefsir, hadis, fıkıh gibi dini ilimler ile edebiyat, tarih ve fen bilgilerini öğrendi.
Gimrı köyü – Şeyh Şamil’in doğum yeri
Şamil, Çarlık Rusyası’nın, Kafkasya’daki Müslüman milletleri esaret altına alma politikasına karşı Kafkasya’nın özgürlüğü için mücadele verenlere katıldı.
Kuzey Kafkasya Müslüman Milletlerinin 18. yüzyılın sonlarında başlattıkları, Ruslar’ın “Müridizm”, kendilerinin ise “Gazavat” adını verdikleri direniş hareketi, uzun yıllar lider çıkaramadı.
1828’da Dağıstan’da Şeyh Şamil’in arkadaşı Gazi Muhammed, Gazavat hareketinin liderliğine seçildi. Gazi Muhammed, Müslüman Kafkasya halklarını Ruslar’a karşı cihada davet eden bir bildiri yayınlayarak harekete geçti. Şeyh Şamil, “imam” ve “gazi” unvanlarıyla anılan Gazi Muhammed’in en önemli yardımcısı oldu. Gazi Muhammed, 20 Kasım 1832’de Ruslarla yapılan savaşta hayatını kaybederken, Şeyh Şamil ağır yaralı kurtuldu.
35 YIL MÜCADELE ETTİ
Ruslar, bu olaydan sonra Dağıstan’da direniş hareketinin sona erdiğini düşünürken, Gazi Muhammed’in yerine imam seçilen Hamza Bey (Hamzat Bek) mücadeleyi sürdürdü. Hamza Bey’in 19 Eylül 1834’te bir suikast sonucunda öldürülmesinin ardından Şamil, Avar uleması ve ileri gelenleri tarafından imam seçildi.
Kafkasya’daki halklar Şamil’i imam seçerek, düzenli bir ordu kurulmasını sağladı. Şeyh Şamil, imam seçildiği 1834’ten 1859 yılına kadar, Çarlık Rusyası’nın askeri gücünün çokluğu ve ellerindeki imkanlara rağmen kurduğu düzenli orduyla uzun süre destansı bir mücadele sürdürdü.
Kendinden önceki iki imamın döneminde de fiilen 10 yıl savaşlara katılan Kafkas Kartalı, 74 yıllık hayatının yaklaşık 35 senesini bağımsızlık mücadelesine verdi. Bu dönemde Şamil, Kafkasya halklarını denetimi altına almak isteyen Ruslara büyük kayıplar verdirdi.
Şeyh Şamil, Dağıstan’da kendi varlığını güçlendirmeye çalıştı. Çeçenistan’da yeni bir güç haline gelen Hacı Taşov ve Kibid (Kebed) Muhammed ile bir anlaşma yaparak, Dağıstan ve Çeçenistan’da hakimiyetini sağlamlaştırdı.
Şeyh Şamil, 1842’e girerken Çeçenistan ve Dağıstan’ın tek hakimi oldu. Şamil, 1844 başlarında Kuzey Dağıstan’ın kesin hakimi durumundaydı. Çar I. Nikola, 30 Aralık 1843’te General Neidhardt’a gönderdiği emirnamede Şamil’in bütün ordularının dağıtılmasını istediğini, bazı destekçilerinin kazanılması için 45 bin ruble gönderildiğini belirtti. Fakat Avaristan’a yönelik Rus askeri harekatı, Şamil’in güçlü savunması karşısında başarılı olamadı. Sonunda General Neidhardt görevinden alındı ve yerine Prens Vorontsov, Kafkas Orduları Başkumandanı ve Kafkas Genel Valisi olarak tayin edildi.
1846’nın Nisan ayında Şeyh Şamil, Kabartay bölgesi üzerinden batıdaki Çerkesler ile birleşerek, Kafkasya’nın birliğini sağlamak amacıyla direniş başlattı ve kısmen başarılı oldu. Kırım Savaşı’nın patlak verdiği 1853’ün ekim ayına kadar, Kafkasya’da genellikle sükunet hakim oldu.
SULTAN ABDÜLMECİD’E BİRLİKTE MÜCADELE ÇAĞRISI
Şeyh Şamil, Mart 1853’te Sultan Abdülmecid’e bir mektup yazarak, Kafkasya Özgürlük Mücadelesi hakkında bilgiler aktardı. Diğer taraftan savaş resmen başlamadan önce, Kafkasya ve özellikle Dağıstan’da Rus askeri yığınağını sekteye uğratacak eylemlere girişti. Bir an evvel Tiflis’e ulaşmak isteyen Şamil’in Güney Kafkasya’daki bu eylemlerinin amacı, muhtemel bir Osmanlı-Rus savaşına karşı Ruslar’ın bölgede askeri yığınak yapmasını önlemekti.
Osmanlı Devleti, Ağustos 1853’te, Anadolu ordusu Mareşali Abdülkerim Paşa’ya, muhtemel bir Osmanlı-Rus savaşında kendilerine yardımda bulunması için bir kişiyi Şeyh Şamil’e göndermesini emretti. Kırım Savaşı’nın 4 Ekim 1853’te başlaması, Osmanlı Devleti’nin Kafkasya ile daha yakından ilgilenmesini zorunlu hale getirdi. Sultan Abdülmecid 9 Ekim 1853’te Şeyh Şamil’e bir ferman yollayarak, onu Ruslar’a karşı cihada çağırdı. Bu çağrıya 13 Aralık 1853’te cevap veren Şamil, Tiflis üzerine bir askeri harekata girişilirse Ruslar’ın Kafkaslar’dan çıkarılabileceğini bildirdi. Ancak bu teklif Osmanlı Devleti’nce kabul görmedi. Osmanlı Devleti, Mayıs 1854’te, Dağıstanlı Halil Bey’in teklifiyle Şeyh Şamil’e Dağıstan Serdar-ı Ekrem’i unvanını verdi. Tiflis’e karşı askeri bir harekat yapılması konusunda ısrarlı olan Şamil, Temmuz 1854’te Gürcistan’ın Kaheti bölgesine girdi. Şeyh Şamil, bütün gayretlerine rağmen Osmanlı ordusunun Tiflis’e doğru hareket etmesini sağlayamadı ve karargahı Dargiye’ye çekildi.
Haziran 1853’ten itibaren yaptığı saldırılarla Güney Kafkasya’daki Ruslar’ın seferberlik hazırlıklarını sekteye uğratan Şeyh Şamil’in bu hareketi, 1853’ün Kasım ile Aralık aylarında Kars-Gümrü yönünde cereyan eden muharebelerde Ruslar’ın savunmada kalmasında önemli rol oynadı. Osmanlı bahriyesinde görevli İngiliz Amirali Adulphus Slade bir raporunda, Rusya’yı barışa zorlamak için Kafkasya’nın fethedilmesinin, bunu sağlamak için Çerkeslerin yanı sıra Şeyh Şamil ile iş birliği yapılmasının gerekli olduğunu ifade etti. Fakat gerek Şeyh Şamil’in Dağıstan’daki kritik durumu gerekse Osmanlı Devleti’nin tutumu, Kafkasya’daki Rus varlığını sona erdirecek harekatın gerçekleşmesini önledi, böylece tarihi bir fırsat değerlendirilemedi.
ZAFERE ULAŞAMAYAN DİRENİŞ
30 Mart 1856’da imzalanan Paris Antlaşması’ndan sonra Rusya’nın Prens Baryatinsky’yi yeniden Kafkas Orduları Başkumandanlığına ve Kafkas Genel Valiliği’ne tayin etmesi, Kafkasya ile Şeyh Şamil’in kaderini belirleyen en önemli gelişme oldu.
Prens Baryatinsky, Kafkasya’daki kuvvetlerini beş gruba ayırarak her birinin başına bir kumandan tayin etti. Haziran 1857’de saldırıya geçmeye başlayan Ruslara karşı direniş gösterilmiş olsa da Şeyh Şamil, 6 Eylül 1859’da teslim olmak zorunda kaldı.
Prens Baryatinsky’nin karargahına getirilen Şeyh Şamil, ertesi gün Temirhanşura’ya, oradan Saint Petersburg ve Kaluga’ya götürüldü.
Şeyh Şamilinin yakalanması
İSTANBUL GÜNLERİ
Kendi isteğiyle 1869’da Kiev’e gönderilen Şeyh Şamil, Ruslar’ın izin vermesi üzerine hacca gitmek için 31 Mayıs 1869’da İstanbul’a geldi. Aynı gün sadrazamla görüştü, daha sonra şeyhülislamı ve dahiliye nazırını ziyaret etti. Sultan Abdülaziz tarafından 15 Ağustos 1869’da Dolmabahçe Sarayı’nda kabul edildi. Şeyh Şamil, İstanbul’da 7 ay kendisine ayrılan köşkte oturdu. Sultan Abdülaziz, Şeyh Şamil’e ve aile fertlerine maaş bağlattı. Hac farizasını yerine getirdikten sonra İstanbul’a dönmesi beklendiği için Zarif Paşa Konağı kendisine tahsis edildi. Sultan Abdülaziz’e 15 Ocak 1870’te bir veda ziyaretinde bulunup, 25 Ocak’ta İstanbul’dan ayrılan Şeyh Şamil, hac görevini ifa etmesinin ardından 4 Şubat 1871’de Medine’de vefat etti. Şeyh Şamil, Medine’de bulunan Cennetü’l-Baki’ye defnedildi.
ŞEYH ŞAMİL, BÜTÜN KAFKASYA’DA ETKİLİ OLDU
Nakşibendi şeyhi olan Şamil, lider (imam) seçildikten sonra güçlü hitabeti, kararlı tutumu, askeri ve siyasi dehasıyla Dağıstan ile bütün Kafkasya’da etkili oldu. Hem idari hem dini bir otorite olarak kabul edildi.
Rusların güçlü orduları karşısında unutulmaz bir mücadele veren Şeyh Şamil’in adı, Rus işgaline karşı direnen Kafkas kavimlerinin hafızasına nakşedildi.
Beş evlilik yapan Şeyh Şamil’in 11 çocuğu oldu. Oğullarından Gazi Muhammed, Osmanlı’nın hizmetine girerek 93 Harbi’nde Ruslara karşı savaştı. Muhammed Şafii ise Rus ordusuna katılarak, tuğgeneralliğe kadar yükseldi.
Şeyh Şamil’in ismi, bugün birçok Müslüman ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de okul, hastane, cami ve meydan gibi sosyal hayatın merkezinde olan kurum ve kuruluşlarda yaşatılıyor.
Öncelikle Milli Savunma Bakanlığımıza, haber olarak TV kanallarında, gazetelerinde yer veren, facebook, favtsap da paylaşımda bulunarak sevgi ve dualarını esirgemeyen, telefon eden ve bizzat ziyerette bulunan saygıdeğer insanlarımıza en kalbi teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Bütün samimiyetimle ifade ediyorum ki annem Mehmeciklere ördüğü mütevazi çorapları göndermek istediğinde, bunları nasıl göndereceğimizi ya da kabul edilip edilmeyeceğini bikmediğimizden Genel Kurmay Başkanlığı’nın bize bu hususta yol göstermeleri için mektup yazmıştık.
Bir müddet sonra telefon aramalarından anladık ki isteğimiz Milli Savunma Bakanlığına intikal ettirilerek talebimizi ciddiye aldılarını anladık.
Daha sonra yapılan telefon görüşmeleri tarih ve saatin belirlendiği gün Milli savunma Bakanlığının görevlendirdiği Albay nezaretindeki heyet evimize kadar gelip annemi ziyaret ederek çorapları teslim aldılar.
Aradan bir hafta geçti ki Milli Savunma Bakanlığı facebook sayfasında Zeliha Ninenin hediye çorapları Şırnak İli Kureşin Tepe Üs Bölgesindeki metrelerce kar içerinde Vatani görevlerini yapan kahraman Mehmeciklere hediye ediliş muazzam videosu bütün Türkiye’yi olduğu gibi aile olarak bizleri ve Zeliha Nineyi çok duygulandırdı. Askerlerimize bir daha bir daha dua etti.
Hiç tahmin etmediğimiz ve beklemediğimiz bu asil davranışın, milletimizin Ordu-Millet olması ve bu asaletin ancak Peygamber ocağı Ordumuzun asaletini gösteren bir davranış olarak bizleri onurlandırmışlardır. Sağ olsunlar, var olsunlar.
Heyetle birlikte gelen Anadolu Haber Ajansı o anları konuşma ve görüntü olarak kayda aldı. Heyeti yolculadıktan sonra TRT Haber ve diğer haber kanallarından gelenler oldu.
Bu vesile ile özellikle Milli Savunma Bakanlığımıza çok teşekkür ediyoruz.
Facebooktaki paylaşımından ötürü Cumhurbaşkanımızın sözcüsü Sayın İbrahim Kalın Bey’e Yalova Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Başkanına ve onun aracılığı ile Sayın Bakan Zehra Selçuk Bakanımızın selamlarına, Yalova Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürüne ve onun vasıtasıyla gelen Vali Beyin selamlarına, Çiftlikköy Kaymakamına annemle birlikte candan teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Annemin bu mütevazi teşebbüsü TV kanallarında görünmek, reklam olsun için asla değildi. Bu aklımıza bile gelmedi. Ama aksi oldu. TV kanalları bu habere yer verdiler.
Bir defa daha anladım ki yalnız Allah için samimi, içten yapılan bir davranış, bir iş, bir hayır verimlenip çiçekleniyor ve zamanla meyvaya dönüşebiliyor. Bizimkisi de böyle oldu.
Elhamdulillah, duyarlı insanlarımız gündemlerine taşıyarak bu samimi girişimin manevi etkisinin toplumda olumlu yankılanmasına tanıklık yaptılar. Bu hayırdan herkes payına düşeni aldığına hiç şüphemiz yok.
“Avar Diaspora” da yer verdiğimiz küpürlerle Moskova da ve Arap ülkelerinde bazı TV kanalları Zeliha Ninenin Mehmedciğe hediyesini ekranlarında halkına duyurmuşlar.
Peygamber Ocağı Ordumuz her zaman ve her yerde muzaffer olsun, daima düşmana korku, dosta güven mazlumların sevinci olsun, var olsun…
Milli Savunma Bakanlığı, 100’ü aşkın yaşına rağmen ördüğü çorapları soğuk bölgelerde görev yapan askerlere gönderen Dağıstanlı Zeliha Nine’ye teşekkür etti: Dua ve desteğiyle milletimizin emrindeyiz.
Zeliha Barlas Yalova’da yaşıyor. 100’ü aşkın yaşına rağmen birbirinden güzel güzel çoraplar örmeye devam ediyor. Zeliha Nine bugüne kadar ördüğü çorapları kendisini ziyarete gelenlere hediye ediyordu. Ama Covid-19 nedeniyle ziyaretçi kabul edemeyen Zeliha Nine kalan çoraplarını da Mehmetçiğe göndermek istedi.
Oğlu Cafer Barlas’tan “Oğlum bu çorapları ülkenin en soğuk bölgesinde vatan görevi yapan asker evlatlarıma göndermek istiyorum” diyerek bir mektup yazmasını istedi.
Oğlu Cafer Barslas da annesinin sözlerini kağıda dökerek hazırladığı mektupları çorapların içine koyup Mehmetçiğe gönderdi.
İşte Mehmetçiğin yüreğini ısıtan o satırlar: “Asker Evlatlarım! Sizlere selam ve dualar gönderiyorum. Ne mutlu sizlere Peygamber ocağında görev yapıyorsunuz. Vatan nöbetlerinizle bizler rahat nefes alıyoruz. Size minnettarız.
“Motifleri tutmadı, yaşıma bağışlayın”
Gönderdiğim bu mütevazi çorapların kusurunu, eksiğini görmeyin. Biliyorum bazıları farklı renklerden oldu, bazılarının motifleri tutmadı, yaşıma bağışlayın. Ama şunu bilin ki besmele ve dua ile ördüm. Allah sizlere halisane vatan hizmeti nasip etsin. Bu çok değerli bir görev. Vatan olmadan İslam üzerine yaşayamayız, özgür kalamayız. Bunun içindir ki Vatanımız, Dinimiz Özgürlüğümüz birbirinden ayrılamaz bir bütün gibidir. Onlara toz bile kondurtmayız, Elhamdülillah.
“Yüz yaşını aşmış Zeliha nineniz”
Ben Zeliha nineniz olarak sizlere hep duacıyım. Ayağınıza taş değmesin, ayaklarınız hiç üşümesin. Beni de duanızda bir defa olsun hatırlayınız. Sizleri Allah’a emanet ediyorum. Yüz yaşını aşmış Zeliha nineniz.”
“Mehmetçiklerimiz milletimizin emrinde”
Mektuplara yanıt Milli Savunma Bakanlığı’nın Twitter hesabından geldi:
“Bizleri duygulandıran Zeliha Ninemize Mehmetçiklerimiz adına çok teşekkür ediyoruz. Onun gibi kahraman ve fedakar büyüklerimizin duaları ve destekleriyle Mehmetçiklerimiz milletimizin emrinde, görevinin başında bu cennet vatanımız için görevini en iyi şekilde yapmaya devam edecek…“
Soğuk kış günlerinde içinizi ısıtacak bir haber…
Yalova’da yaşayan ve 100’ü aşkın yaşına rağmen birbirinden güzel çoraplar ören Zeliha ninemiz, ördüğü çorapları soğuk bölgelerdeki asker evlatlarına göndermek isteyerek bizlere mektup yazmış.https://t.co/l6bhqZQup6pic.twitter.com/VBfVtqF7ys
في لفتة معنوية، حاكت معمرة تركية من أصول داغستانية بولاية يالوفا، 115 زوجا من الجوارب لأفراد القوات المسلحة التركية.
وفي تغريدة على حسابها في تويتر، نشرت وزارة الدفاع التركية مقطع فيديو لزيارة عدد من أفراد القوات المسلحة إلى منزل السيدة زليخة بارلاس البالغة من العمر 117 عاما، لشكرها على هديتها المعنوية القيمة لأفراد الجيش.
وأشارت إلى أن السيدة بارلاس أرسلت الجوارب مع رسالة كتبت فيها إنها حاكت الجوارب بالبسملة والدعاء بالخير لقوات الجيش والشرطة، وتضرعت إلى الله ألا يمسهم أي مكروه في أداء واجبهم الوطني.
وأوضحت أن السيدة بارلاس أبت إلا وأن تملأ وقت فرغها بأعمال مفيدة رغم تقدمها في السن، حيث إنها أهدت الجوارب التي حاكتها إلى ضيوفها القادمين لزيارتها.
وأضافت أنه مع تفشي جائحة كورونا، انقطعت زيارات الضيوف إلى منزلها، ولذلك قررت إرسال الفائض من الجوارب لديها إلى أفراد القوات المسلحة التركية.
ولفتت الوزارة إلى أن السيدة بارلاس طلبت من ابنها جعفر أن يرسل الجوارب التي حاكتها لأفراد قوات الأمن العاملين في المواقع والأماكن الباردة بمختلف أرجاء البلاد، مرفقة برسائل كتبها ابنها نيابة عنها.
نص الرسالة التي كتبتها زليخا إلى أفراد الجيش
وقالت الوزارة إن جعفر وضع في كل زوج جراب رسالة والدته وأرسل هداياها إلى أفراد القوات المسلحة.
وأعربت وزارة الدفاع عن خالص شكرها وتقديرها للسيدة بارلاس على هديتها المعنوية التي تتمتع بقيمة كبيرة بين مؤسسة القوات المسلحة.
قام ممثلو وزارة الدفاع بإهداء العلم التركي لمعمرة زليخا
وشددت أن الجيش التركي سيواصل أداء واجباته على أفضل وجه وسيكون في خدمة الشعب، مستمدا قوته من دعم والدعوات الصالحة لكبار السن الأبطال أصحاب التضحيات أمثال السيدة بارلاس.
كانت عائلة بارلاس ضمن آلاف العوائل الداغستانية التي هاجرت إلى أراضي الدولة العثمانية هربا من البطش الروسي بعد انتهاء الحرب القوقازية الروسية التي استمرت قرابة أربعين عاما.
Dağıstanlı şampiyon dövüşçü Habib Nurmagomedov, UFC Hafif Sıklet Unvan maçında rakibi Justin Gaethje’i nakavt etti ve kariyerini sonlandırdı.
Şampiyon dövüşçü Habib Nurmagomedov, UFC Hafif Sıklet kemerini üçüncü kez korumak için Justin Gaethje ile karşı karşıya geldi.
Habib Nurmagomedov, rakibi Justin Gaethje’i bayıltarak nakavt etti.
UFC Hafif Sıklet Şampiyonu Habib Nurmagomedov, annesine söz verdiğini ve kariyerini sonlandırdığını açıkladı.
Habib Nurmagomedov, çıktığı 29 maçın tamamını kazandı.
GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
Habib Nurmagomedov, rakibini nakavt ettikten sonra gözyaşlarına boğuldu.
“BABAM OLMADAN DEVAM EDEMEM”
Dağıstanlı dövüşçü yaptığı açıklamada bırakma kararını şu sözlerle ifade etti:
“Babama verdiğim sözü tutuyorum. Anneme de son maçım olacağını söylemiştim. Allah bana her şeyi verdi. Takımıma teşekkür ediyorum, onları çok seviyorum. Babamsız buraya geldim, babama olanlardan sonra ilk kez dövüştüm. O olmadan devam edemem…”
BABASINI KORONADAN KAYBETMİŞTİ
Habib Nurmagomedov’un babası Abdulmanap Nurmagomedov, 3 Temmuz’da koronavirüs sebebiyle hayatını kaybetmişti.
MCGREGOR: “BEN DÖVÜŞMEYE DEVAM EDECEĞİM”
İrlandalı dövüşçü Conor McGregor, Nurmagomedov’u performansı için tebrik ederken, “Güzel performanstı Khabib. Sana ve ailene, saygılarımı iletiyor ve baban için başsağlığı diliyorum. Ben dövüşmeye devam edeceğim.” ifadelerini kullandı.
Dağıstan’ın başkenti Mahaçkale’de güvenlik güçleri tarafından öldürülen Gasangusenov kardeşlerin anne ve babası eylemlemlerine devam ediyor.
Ağustos 2016’da 17 yaşındaki Nabi ve 19 yaşındaki Hasan Gasangusenov kardeşler, Şamil bölgesine bağlı Goor-Hindah köyü yakınlarında yapılan operasyonda güvenlik güçleri tarafından öldürülmüştü. Dönemin emniyet müdürü de, ‘operasyon sürecinde 2 teröristin etkisiz hale getirildiğini’ açıklamıştı.
2 oğlunun ölümü üzerine Şamil İlçesi eski Emniyet Müdürü İbrahim Aliyev’i mahkemeye şikayet eden baba Murtazali Gasangusenov, yöre halkının da şahitliğiyle davayı kazanmıştı. Mahkeme iki kardeşin terörist olmadığına hüküm verdi ancak katiller hala bulunamadı.
Baba Gasangusenov, iki oğlunu öldüren faillerin bulunması için başkent Mahaçkale’de protesto gösterilene devam ediyor.
İki yıla yakın süren soruşturmada, Gasangusenov kardeşlerin katilleri hala bulunamadı.
İmam Şamil’in bir ömür savaş verdiği değerler içinde heykele, büstlere yer yoktur. İslam Medeniyetinde putperestlik dönemi alışkanlıklara yer yoktur. Eğer en ufak olumlu bir bakış olmuş olsaydı İmam Şamil kendisinden öncekilerin heykellerini yaptırır, büstlerini dikerdi. Ama O’nun kurmak istedi devlet ve onun dünya görüşü İslam’dı. Oda Kur’an’a, Resulullah صلى الله عليه وسلم Efendimizin Sünnetine dayalı, “Hakikat Medeniyeti”ydi.
İmam Şamil’i sevmek adına yapılıyorsa bu heykeller, büstler, bu, O’nun düşünce ve hayatı boyunca uygulamalarına ters düşmekti ki onun ruhunu incitecektir. Ona gösterilecek saygı O’nun yolundan gitmek, O’nun bağlı olduğu değerlere bağlılık göstermek, bıraktığı yoldan mücadeleye devam etmek, ilerlemektir.
Biz onun gibi, yani İmam Şamil gibi yaşamıyor ve onun gibi düşünmüyoruz ama onun büstünü de koyarız deniyorsa, bu cahiliye devrine özenmektir ki bu işin gayretkeşlerine hiçbir hayır ve yarar getirmeyecektir.
İnternet ortamındaki paylaşımlardan gördüm ki Yalova Mahaçkale Parkına konulan İmam Şamil’e asla benzemeyen büstten de farklı görünümdeki büstler Mahaçkale’de yapılmış bu büyük eseri(!) Yalova Kuzey Kafkas Derneğince büyük bir hizmet(!), büyük bir faaliyet (!) olarak Bursa, İstanbul gibi tarihi şehirlere konulacakmış. İmam Şamil’e bu kadar benzeşmeyen büstleri bu tarihi şehirlere konulmakla Türk Milletinin İmam Şamil’e olan hayranlıklarını mı acaba yıkmak istiyorlar!
İngiltere Kraliçeliğince dünyanın önde gelen liderlerin resim kataloğu baskısında, insan güzelliği bakımından İmam Şamil ve oğlu Gazi Muhammed’e ilk sayfada yer verilmiştir. Beyaz ırkın menşei olan Kafkasya insan güzellikleriyle de ön plana çıkmışken, Dağıstan adına, İmam Şamil’e benzemeyen, farklı şeyler çağrıştıran büstler dikilmesi İmam Şamil hayranı Türk Milletince hoş karşılanmayacağı aşikârdır.
Her kalpak koyan Şamil olsaydı Dağıstan çoktan özgürlüğüne kavuşurdu.
Yalova Kuzey Kafkas Derneği yetkilileri büst dikmekle hizmet yaptığını zannediyorsa kendini aldatmaya çalışıyorlar. İmam Şamil’in bize bıraktığı mirası görmezlikten gelip, onun yoluna zıt istikamette İmam Şamil’cilik yapmaları Yalova Kuzey Kafkas Derneği ile bu durumdaki diğer Kafkas Derneklerinin iflasının ilanıdır!
Öyle anlaşılıyor ki Dağıstan’da heykelcilik gelişmemiştir. Bu bizim açımızdan sevindiricidir. Çağımızda plastik sanatları ve heykel yapımcılığı bu denli gelişmişken Dağıstan heykeltıraşları hâlâ İmam Şamil’e benzer bir büst yapamıyorlarsa bu onların sanat becerilerinin sorgulanmasını gerektirir!
İmam Şamil’e benzemeyen büst yanında poz verenler İmam Şamil’in hiç mi çekilmiş fotoğraflarını görmemişlerdir. Görmüşlerse neden bu benzersin büstlerin Türkiye’de dikilmesine ses çıkarmazlar? Bu ne demektir?
İMAM ŞAMIL’IN GERÇEK FOTOĞRAFI
Yalova ile Dağıstan’ın Başkenti Mahaçkale’nin kardeş şehir protokolünden sonra Yalova Belediye binasının yanındaki park alanına Mahaçkale isminin verilmesinden sonra parka 35 yıl boyunca Rus Çar İmparatorluğuna karşı özgürlük mücadelesini veren Kafkasya’nın başbuğu, Dağıstan Avar halkından İmam Şamil’in büstünün konulması kararlaştırılarak yukarıda görülen büst Dağıstan Şamil Vakfı ve resmi yetkililer ile Yalova Belediyesi, Kuzey Kafkasya Derneği yetkililerin katılımıyla büstün açılışı yapılmıştır. Yukarıda görülen İmam Şamil’in gerçek fotoğrafı ve İmam Şamil diyerek açılışını yaptıkları büstün İmam Şamil ile uzaktan yakından bir benzerlik taşımadığı görülüyor. Sanki İmam’ı Şamil’e karşı olan birilerince; işte sizin İmam Şamil dediğiniz kişinin büstü, diyerek buraya konmuş gibidir.
Bu büst sıradan bir molla tipidir. “Avar Diaspora” olarak, İmam Şamil’e benzemeyen bu büstün kaldırılması ve Türkiye’ye getirilmesi düşünülen ve yine İmam Şamil’e benzemeyen büstlerin Bursa, İstanbul’un herhangi bir semtine konulmasına “Avar Diaspora” olarak karşı çıktığımızı bu yazı ile de tarihi tanık tutuyoruz. İlle de İmam Şamil ile ilgili bir şey yapmak isteniyorsa; büst yerine mermer bir kaideye İmam Şamil’in özgürlük vecizelerinden birinin yazılmasını öneriyoruz.
İmam Şamil’i sevmek ve saymak; O’nun mirasına sahip çıkmaktır, O’nun yolundan gitmek olduğunu asla unutmamaktır. Saygılı olmak O’nun hayata uygulamaya çalıştığı değerleri yaşamak ve korumakla İmam Şamil’in ruhaniyeti bizden hoşnut olacaktır. Bunu kabul etmeyenler İmam Şamil’in düşmanları ve şeytanla dostturlar. Kendimizi kandırmayalım!